mutfaktakiler kim?

Selenay Koçer

Merhaba!

Bu siteyi kurmayı senelerce hayal ettim. Hep en mükemmel olacağı zamanı bekledim, bu süreçte şunu fark ettim ki hiçbir zaman istediğim kadar mükemmel olmayacak. Çünkü zaman içerisinde mükemmel algım hep değişecek. Bu yüzden daha fazla beklemeden kolları sıvadım.

Kendimi çok kısaca anlatacak olursam, lise 2. sınıfta yemeğe aşık olduğumu çok net anladım. O zamanlar irmik helvasına pek benzemeyen helvalar pişiriyordum ve etrafımdaki herkes beni mutlu etmek için bayılarak yiyordu. Ben de bunu fark edince kendime bir hedef koydum, bu tatlı insanlara daha iyisini pişirmeliydim. Lisede Radyo&Tv eğitimi aldım. Bu sebeple video, kamera işleriyle de hep ilgiliydim. O yaşa kadar birden çok mesleği icra etme hayali kurdum. Edebiyat öğretmenliği, gazetecilik, akademisyenlik… Hepsinin tek bir ortak noktası vardı. O da yazmak. Kelimeleri kullanmadan, kelimelerle uğraşmadan bir şey yapamayacağımı fark ettim. Çocukluğumdan beri şiir yazdığım için hayatımın bir yerinde hep oldu kelimeler… Bu sebeple üniversite eğitimimi de Gastronomi alanında yaparak hedefime doğru bir adım daha attım. Geriye bir gazetecilik kalmıştı. Okurken edindiğim aşçılık tecrübelerine Yemek ve Kültür Dergisi tecrübesini ekledim. Mezuniyet sonrası da hala devam ettiğim Sofra Dergisi’nde işe başladım. Hem pişirmek, hem yazmak, hem fotoğraf hem gazetecilik… Hepsini ekleyip lezzetli bir yemek yapmak gibi bir şey oldu… Bu yüzden daha fazla beklemeden hayatıma bu siteyle yepyeni bir pencere açmak istedim.

Peki neyi hedefliyoruz? Biz bilim insanı değiliz, uzman değiliz. Sadece sizler gibi hem bilgiye aç, hem yemeğe aşık insanlarız. Bu site çatısı altında bir araya gelip öğrendiklerimizi daha da çoğaltmak istedik.

Başkalarına bir şeyi anlatma arzusu bizi daha da çok öğrenmeye, araştırmaya ve pişirmeye iteceğinden ötürü çooook mutluyum!

O yüzden söylemek isterim ki burada okuyacağınız her şey kimi zaman amatörlerin, kimi zaman alanında uzman kişilerin yazıları olacak.

İçimizdeki yoğun heyecanı sizinle paylaşma arzusuyla harmanlayıp daha geniş sofralara konuk olmaktan öte bir tutkumuz yok.

Uzatmadan son sözlerimi söyleyecek olursam, bizi okuyan herkese selam! Ne zaman istersen bize ulaş, bildiklerini paylaş, yanlışlarımızı düzelt. Birlikte daha çok öğrenip bizden sonrakilere daha güzel şeyler bırakalım…

https://www.instagram.com/selenaykocer/

Reklamlar
mutfaktakiler kim?

Necla Harman

Bir kibrit kutusu dolusu merhaba,

Malum ölçüyü duyar duymaz kötü anılarınız canlandı, el ayak koordinasyonunu kaybettiniz, göz bebekleriniz büyüdü, içinizde karşı konulamaz bir kaçma isteği uyandıysa… Sakin olun, halledicez…

Efendim bendeniz Necla, ailenizin diyetisyeni. Ankara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik mezunuyum. Ve buraya nerdeyse bütün diyet klişelerine savaş açmaya geldim.

Tek amacım var: Yaşam tarzı değişikliği!

Zaten diyet demesek de sağlıklı beslenme mi desek? Mesela otu çöpü kaynatıp gül ağacında 3 gece bekletip her sabah aç karnın… Yok işte öyle şeyler, mucizeyi dağda bayırda, yok efendim Himalaya’ daki bir arının iğnesinin ucunda aramayın. Asıl mucizeyi bu değişmesi çok zor gibi görünen alışkanlıklarınızı bıraktığınızda, üstüne bunu fark etmeden yaptığınızda göreceksiniz.

Fazla bir vaadim yok, bazen regli dönemimiz yaklaşır bir tatlı krizinden diğerine koşarız, bazen sabah kahvaltıda cozutup akşam nasıl durumu toparlarız diye düşünürüz. Bazen de küçük tüyolarla bu “Yaşam tarzı değişikliği” işini nasıl kolaya indirgeriz, onu anlatırım. Olur mu?

Olursa takipte kalın. Buraya instagram hesabımı da iliştiriyorum, öptüm.

Diyetisyen Necla Harman

https://www.instagram.com/diyetisyenneclaharman/

mutfaktakiler kim?

Betül Edepli

Kocaman merhaba!

Beni merak edersen yazının devamını okuyabilirsin. Eğer ki ben senin yazdıklarınla ilgileniyorum dersen övünmek gibi olmasın çok güzel yazılarımız var onlardan birini okuyabilirsin. Keyifli vakitler 🙂

Şimdi kaç kişi kaldık?

Bir. iki, üç, dört….

Yazıyı okuyan güzel insan buradaysan tanışalım mı ?

Peki kimim ben?

İsmim Betül

Burada böyle yazılar yazdığıma bakma şimdi kendimi nasıl anlatacağımı düşünüyorum. Nede olsa bir tık çekingen bir yapım var. İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Üniversiteyi de Yalova’da lise eğitimim gibi mutfak üzerine okudum. Sonra memlekete döndüm. Bu cümleyi de ayrı severim. Yurt dışında yaşamış da İstanbul’a gelmiş havası verir. Alt tarafı bir saat on beş dakika mesafeden döndüm ama olsun.

Hiç şaşırmayacaksınız ama mutfağın yeri bende ayrı. Hem ilk oyuncağı tencere olan bir insandan başka ne beklenir değil mi?

Şikayetçi miyim?

Asla!

Yemek yapmayı da yemeği de yedirmeyi de severim. Sen yeter ki yemek iste masada yerin hazır. Sen yeter ki yeben sana bir tabak yemek daha koyarım.

Hal böyle olunca da günün her saati yemek yeme potansiyeline sahip tokluk duygusu var olmayan bir yapıya sahibim. Yemek düşünmediğim zamanlardaysa uyurum yada okurum veya yazarım.

Sence asosyal olabilir miyim ben ?

Her ne ise sabah kahvaltısı yaparken öğle yemeğinde ne yiyeceğimi düşünür öğle yemeği hazırlarken de bir yandan akşam için hazırlık yaparım. Hayatta sevmediğim konulardan biri de belirsizlik ondan böyle yani.

Ya siyahtır ya beyaz!

( Evet doğru tahmin. Siyah dediğimde beyaz diyeceksin kabul mü? Siyaah… )

Mutfakla aramın iyi olduğunu öğrenen herkesin verdiği tepki neden yumurta kırmayı tercih ediyorsun sorusuyla oluyordu. Şimdi onlara buradan söylüyorum. Sayamadığım kadar çok çeşit yumurtalı tarif pişiriyorum. Senin yaptığın gibi karnımı doyurmak için yemek yapıp yemiyorum. Yapıyorum mutlu oluyorum, yiyorum yine mutlu oluyorum. Ama bunu okuyan güzel insan sen korkma burada hepimize yer var. Yumurta kırmayı beceremeyenlere bile!

Sevgi ve saygılar benden.

İyi ki geldin bizi yalnız bırakma olur mu ?

https://www.instagram.com/gidaicinmoda/