Genel

Melankolinin ve huzurun başkenti: Belgrad, Sırbistan

Belgrad… Son dönemlerin en popüler tatil rotalarından. Peki neden?

Okumaya devam et

Kaderine bırakılan zanaatkârlar; Kalaycı Haydar Abi

Türk el sanatları olunca konu yelpaze epey geniş.

Bildiklerimiz var, bilmediklerimiz var.

Bir de en fenası bilip de kaderine bıraktıklarımız var.

Körelen bakırcılık sektörü kalaycılık mesleğini de girdap gibi içine aldı ve çocukluğumuzda hemen hemen her köşe başında gördüğümüz kalaycı amcalardan eser kalmadı.

Okumaya devam et

Ellerini mi yesek yaptıklarını mı şaşırdığımız varlık; Anneannemin Karadeniz Yemekleri!

Karadeniz, yemekleriyle ve büyüleyici doğasıyla, bir o kadar da mizahi duygusu yüksek insanıyla bilinen bir memleket! Üstelik İstanbul’da da çok fazla rağbet gören mutfaklardan biridir. Hemen hemen her semtte bir Karadeniz lokantası görürsünüz. Muhlama, mıhlama, kuymak ve daha bir sürü farklı şekilde bilinen, bazen küçük farklılıklarla, bazen aslında hepimizin bildiği en klasik usulle yaptığımız kolot peynirli mısır unlu o inanılmaz lezzet için bile gidenler var.

Okumaya devam et

Malatya’ya doyamadık!

Çok uzun süredir yazılmayı bekleyen bir yazıyı ancak kaleme alabiliyorum.

Umarım anlatmak istediğim her şeyi atlamadan size aktarabileceğim. Çünkü ben bu geziyi yapalı neredeyse 2 ay oldu. Malatya’dan çok etkilenmiş şekilde dönmüştüm. Çünkü İstanbul’a taşındıktan sonra unuttuğum, özlediğim, yaşamak istediğim duyguları kısa sürede bana tattırmıştı.

Toplumun kendi içinde, herhangi bir emir-komuta zinciri olmadan, çıkar duygusu gütmeden, yardımlaşmayı alışkanlık haline getirmesi, birbirinin işini kolaylaştırması, paylaşmayı günlük rutinin temel ilkeleri arasına yerleştirmesi bence paha biçilemez bir şey, hele ki şu içinde bulunduğumuz çağda! Daha kıymetli ne olabilir?

Malatya’da bu paylaşım ruhu üzerinize bulaşıyor, girdiğiniz her kapıdan sıcaklık ve eliniz kolunuz ikram edilen şeylerle çıkıyorsunuz.

O zaman hikayeye en baştan başlıyorum.

Okumaya devam et

Çayı kendine aşık eder: Tahinli un kurabiyesi!

Bir gelenektir akşam saatlerinde çayın yanında yenen sıcacık atıştırmalıklar… Aile birliğinin, kalabalığın, televizyon keyfinin hatta bazen çocukluktan gelen en tanıdık kokudur… O günlerin en klasik tariflerinden biriyse annelerin yaptığı sıcacık un kurabiyeleridir… Kokusunu tanımayan yoktur 🙂

Bu çok sevdiğimiz klasik un kurabiyesini tahinin o eşsiz aromasıyla birleştirip yemelere doyamayacağınız bir kurabiye tarifi hazırladık. Çay suyunu şimdiden koyun, kurabiyeleri hazırlamak 20 dakika sürer:)

Okumaya devam et

Merhaba!

Bambaşka bir çağın içine giriyoruz. Yemeğe olan bakış acımız, beklentilerimiz değişiyor. Trendler her geçen gün daha hızlı tüketilen, gerçek kimliğimizden uzak hale geliyor. Bir yandan merak eden ve popüler olana meyilli doğamızdan ötürü kendimizi onların içinde buluyoruz, öte yandan ise özümüze çoğu zaman sırtımızı dönüyoruz. Peki ne yapacağız? Burada, tam da şuanda? Konuşacağız, okuyacağız, birlikte öğreneceğiz, tanışacağız ve özlemle anacağız. Unutamadığımız şeyler var, büyük sofralar, sobanın üstünde kızaran ekmek kokuları, ninelerimizin bayramda güç bela kurduğu coşkulu sofralar, yaz tatilinde köyden gelen akrabanın getirdiği biber kokusu… Ve dahası… Dünyanın en özel coğrafyalarından birinde yaşıyoruz. Çok geçmeden gözümüzü açıp yemek yemenin, yapmanın, pişirmenin ve uzun sofraları paylaşmanın hazzına varmalıyız. Bilgi de yemek gibidir. Bilgi oburu olmalıyız. Tabakları da öğrendiklerimizi de paylaşmanın yeri burası.

 

Şimdiden hepimize Afiyet olsun…