Kurban etini murdar etmeden kullanmak için gerekli püf noktalar

Kurban etini murdar etmeden kullanmak için gerekli püf noktalar

Kurban dendiğinde aklımıza o güzel kavurmalar gelse de, onlar haricinde yapılacak yiyecek daha çok yemeğimiz var.

Hatırlatmakta fayda var..

Kurban kesim işini bu işin ustalarına bırakmakta fayda var. Aman dikkat!

Siz isteyin onlar parçalar, elinizin hamuruyla kurban kesim işine bulaşmayın. Tehlikeli sonuçlar doğabilir.

Küçücük ama önemli olan bu uyarıyı yaptıktan sonra gel gelelim etin bölümlerine.

Kurban etleri ayrıldı. Parçaları elinizde peki bunlarla ne yapacaksınız?

Bonfileden çorba?

Tabii ki de hayır.

Biraz daha aşağıya inerseniz bunların doğrularıyla karşılaşacaksınız.

Doğru malzeme=lezzetli yemek

Doğru malzeme kullanımı otomatik olarak yemeği lezzetli yapar. Yemek yaparken bu da çok çok önemli bir noktadır. Sonuçta gerdandan ızgara yapamazsınız. Yaptınız diyelim olur mu?

Görelim bakalım hangi malzeme nerede kullanıma uygun?

BÜYÜK BAŞ HAYVAN

GERDAN: Lifli et ve orta yağlı olduğu için kıyma yapımına el verişli.

ANTRİKOT: Yağlı ve birinci sınıf kalitede et. Yumuşaktır ve ızgara için çok daha uygundur.

KONTRİFİLE: Yağsız ve serttir. Yumuşatılması gereklidir. Bunun için marinasyon yapılması uygundur. Soslu yemekler için tercih sebebidir.

PENÇETA: Hayvanın boşluk kısmıdır. Kıyma için kullanılabilir.

KOL: Kuşbaşı, kıyma ve sote yemekleri için tercih edilir.

İNCİK: Haşlama ve fırın için biçilmiş kaftandır.

SOKUM: Şiş ve tas kebabı yapımına uygundur.

TRANÇ: Yağsız ve kaslıdır. Bu yüzden daha sulu yani tencere ve güveç yemeklerine uygundur.

NUAR: Sinirli ve yağsızdır. Haşlama için tercih edilir.

ROSTO: Yüksek ısıda ızgarada mühürlenip, düşük ısıda fırında pişirilir.

YUMURTA: Kuşbaşı için uygundur.

DÖŞ: Orta yağlı ve yumuşak bir et olduğu için kıyma yapımına yatkındır.

KÜÇÜK BAŞ HAYVAN

GERDAN: Orta sert bir ettir. Haşlama, tencere yemeği ve kıyma olarak kullanılabilir.

KOL: Kuşbaşı, tas kebabı, külbastı, sote ve tencere yemeği olarak kullanımı idealdır.

PİRZOLA: Yumuşak bir yapıya sahiptir. Tavada veya ızgarada pişirmeye uygundur.

KABURGA: Hayvanın kemikli kısmıdır. Haşlama, dolma ve isteğe göre fırın ve ızgaraya uygundur.

BOŞLUK: Sert bir ettir ve kıyma için tercih edilir.

BUT: Yumuşak bir yapıdadır. Şiş kebap, kavurma, ızgara ve fırın için kullanıma uygundur.

İNCİK: Haşlama ve fırın için çok uygundur.

PAÇA: Kelle ile birleşimi sonucunda her derde deva kelle paça çorbası elde edilir.

Kazasız, belasız, bol harçlıklı bayramlar dileriz. Sizinde şu et şu yemekte çok güzel olur dediğiniz noktalar varsa bizlerle paylaşın..

BETÜL EDEPLİ

Reklamlar
"Mutfakta hayat kurtarır!" dediklerimiz

“Mutfakta hayat kurtarır!” dediklerimiz

https://tr.pinterest.com/pin/407364728769707210/

Böyle bir mutfak kimin hayali değildir ki? 🙂 Fakat gerçek hayata dönecek olursak, küçük ve çalışması zor mutfaklara bir sürü ekipman sığdırmak mümkün değil! Bu sebeple en gerekli olanlara öncelik tanımak zorundayız. Peki ya bunlar hangileri? Şimdi onları anlatacağız 🙂

Mutfakta en önemli varlık siz olabilirsiniz. Ama unutmayın ki yardımcılarınız olmazsa siz bir hiçsiniz. Yardımcı demişken asistan değil. Bahsettiklerin sizin yön vereceğiniz küçük eşyalar. Etrafınızda eşya olmadan ne yapabilirsiniz ki?

O yüzden mutfakta hem olmazsa olmaz olan hemde yapacağınız işi kolaylaştırıp aynı zamanda lezzetlendiren eşyaları sizler için derledik

1-)Elimiz kolumuz bıçaklar!

https://tr.pinterest.com/pin/534521049500010682/

Bıçak dediğinizde aklınıza direk şef bıçağı gelmesin. Şef bıçağı da önemlidir ama şef bıçağı dahil ekmek ve sebze-meyve bıçağı-soyucu da önemlidir. Ekmek bıçağıyla sadece ekmekleri değil dağılması kolay ürünleri en az enkazla kesebilirsiniz. Örneğin yaş pasta. Şef bıçağıyla kestiğinizde aşağı doğru güç çok fazla ve tek bir noktada olacağı için ezilmesi daha kolay olacaktır. Ekmek bıçağıyla bu problemi ortadan kaldırabilirsiniz.

2-) Hamur kesme aleti ( nam-ı diğer mika ) Spatula da derler!

https://tr.pinterest.com/pin/160863017915053504/

https://tr.pinterest.com/pin/501518108493901046/

Örnek vermek gerekirse su oranı yüksek bir ekmek yapıyorsunuz ve hamur iyice çığırından çıkıp toparlanmaz bir hale geldi. Un eklerseniz hamurun formu bozulacak su eklerseniz daha cıvık bir hal alacak. Bu noktada mika yardımınıza koşuyor. Hamuru toparlamak olsun, kesmek olsun bırakın o hal etsin. Bunların plastik olup ucu saplı olanlarda hayat kurtarır söyleyeyim.

3-) Seramik veya döküm kalıp!

https://tr.pinterest.com/pin/442126888390419694/

Ne alakası var yiiiaa? Dediğinizi duydum. Ama biraz önce toparlamakta zorlandığınız ekmekler bu ikisiyle daha lezzetli olacak bana güvenin.

http://ecx.images-amazon.com/images/I/41WVMMRZHQL.jpg

Ayrıca ocak üstüne koyup etleri de lezzetli hale getirebilirsiniz.

4-) Soğutma teli!

http://renkpartimalzemeleri.com/tr/index.php?route=product/product&product_id=310

Hamuru kestik, biçtik, toparladık, pişirdik derken. Kalıpta bırakmamak için soğutma telleri var. Bunun üzerine koyuyorsun ve o kalıbın sulanmasıyla pişen ürünün altının nemlenme olasılığı yok oluyor. Hem tencere altlığı olarak da kullanabilirsiniz. Dayanıklı bir malzemeden üretildiyse.

5-) Mümkünse tahta kaşık!

http://www.hurriyetaile.com/sizin-icin/saglik/tahta-kasik-tehlike-mi-saciyor_5001.html

Evet biliyorum metal kaşıklar hayatımızın her noktasında ama tahta kaşık vb ürünlerle yapılan yemekler hem lezzet hemde tencereleriniz için size iyi gelecek..

6-) Mutfak makasıyla maydanozlar artık dert değil!

http://www.hepsiburada.com/victorinox-7-6363-3-mutfak-makasi-pm-mtvt763633

Şu hayatta doğramaktan en keyif almadıklarım: Maydanoz, yeşil soğan, dereotu vb. Hani onlar böyle yapışıp kalıyor bıçağa oradan sıyırmaya çalışınca elinize derken her yer yeşillik oluyor. Mutfak makasıyla kökten çözüm!

7-) Doğal ve lezzetli beslenme için belki de mutfak termometresi gereklidir!

 

 

 

http://alfaeco.su/shop/umnye-izmeriteli/termometr-shhup/

**

İlk okul kaçıncı sınıftaydım hatırlamıyorum. Fen dersi için bir ödev yapmamız gerekliydi. Suyun kanarken olan sıcaklığını, ılıkken ve soğuduktan sonra var olan sıcaklığını test edip bulacaktık. Parmağımız ne kadar dayanıyor onu ölçüp zaman dilimlerini yazacaktık. Grubumuz 5 kişiydi ve bir arkadaşımızın evinde toplanmıştık. Hepimizin elinde odalarda ısıyı ölçen termometreler var. Kaynar suyun içine sokup derece ölçüp yazacağız güya. Kaynar suya soktuk bekliyoruz. Birde aynı anda soktuk. Hangimizin suyu ısındı ona bakacağız. ( Sonra anladık ki suyumuz ısınmış da taşmayı bekliyor ) Bir iki dakika sonra bom. Hababam sınıfı deneyleri gibi elimizde kalmıştı hepimizin termometresi. Ertesi gün öğrenmiştim mutfak termometresi diye bir şey olduğunu. Öğretmenimiz dalga geçer gibi böyle bir alet var onunla yapacaktınız demişti. Bir de yapmadı göstermişti ödevi. O gün bugündür çok kıymetlidir mutfak termometresi benim için.

( Bu da böyle bir anımdı. Teşekkürler )

**

Unutmadan yoğurt vs mayalarken yoğurt sıcaklığını, bazı tatlıları yaparken şeker ısısını vs ölçebilirsiniz.

😎 Sır saklamayı sevenlere saklama kapları!

http://urun.n11.com/kavanoz/glasscolock-8-pcs-4lu-yuvarlak-cam-kilitli-saklama-kabi-P29330289

Yaptığınız o güzelim yemekleri ağzı açık dolaba koyuyorsunuz ya koymayın. Cam saklama kalıplarında kaldırın dolaba. Hem daha sağlıklı olur hem saklama süresi artar.

Bu liste uzaaaaar gider… Ama klasik ürünlerin dışında, en önemli ve özel malzemelerin başında gelenleri topladık. İlerleyen zamanlarda bu listeyi uzatmaya devam edeceğiz 🙂 

Sizin için “olmazsa olmaz” diyip eklemek istediğiniz ürünleri mutlaka bizimle de paylaşın! 🙂

Betül EDEPLİ

bilgioburu, Diyetisyenden bayram gerçekleri:(

Diyetisyenden bayram gerçekleri:(

Bayram gerçekleri sizi korkutsun istiyorum, lütfen bayramdan korkun. Şekeri, çikolatayı kendimize meşru kılmak için adını “şeker bayramı” koymuşsak, daha çok korkun efendim. Ama benden korkmayın, ben sizi seviyorum. 🙂

Yazının sonuna da minik bayram trickleri ekledim, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim, iyi bayramlar :*

1-) Bayram ziyaretleri gerçeği

Bayramı ailenle geçirmeye karar verdin ve başladın. Sadece 3 farklı eve girdiğini varsayıyorum. Bu üç evden birer çikolata dışında hiçbir şey yemesen, 225 kalori oldu. Bu kaloriyi yakmak için bir saat voleybol oynamalısın.

2-) Bayram diyince benim aklımaaa… SARMA!

http://www.hurriyet.com.tr/bir-bosanma-hikayesinin-en-ilginc-gerekcesi-yaprak-sarma-40081865

Böyle uzun uzun şöyle sarma severim, böyle dolma yerim(yoğurtlu yerim efendim) diye anlatmak istemiyorum. Konumuz bayram gerçekleri, işte bayramın sarma/dolma gerçeği:

2 adet orta boy zeytinyağlı biber dolması 275 kalori, dolmaları yakmak için yarım saat çok yüksek tempoda aerobik yapmalısın.

4 tane zeytinyağlı yaprak sarması ise 130 kalori, tabi 4 taneyle idare edip üstüne bir de ayakta 2,5-3 saat bulaşık yıkarsanJ

3-) Bayram dediğin baklavasız böreksiz geçer mi?

http://www.karakoygulluoglu.com/fistikli-kare-baklava

O çıtır çıtır şöbiyetleri, fıstıklı dolamaları bayramda yemeyeceksiniz de ne zaman yiyeceksiniz. Yiyin efendim, ama bilin ki küçücük bir baklavanın tanesi 130 kalori.

Orta büyüklükte bir dilim su böreği ise 275 kalori. Yani bir baklava, bir börek yeseniz size faturası 400 kalori kesilecek. Bu kadar enerjiyi 1 saat 10 dakika hiç durmadan yüzerek ancak yakabilirsiniz.

Ne yaptın diyetisyen hanım diyorsanız, işte bayram için önerilerim;

Hayır, demeyi öğrenin. Israrlara karşı koymalısınız.

https://www.biliste.com/hayir-diyebilmek-onemlidir/

Kahvaltısız güne başlamayın. Yeterli ve dengeli bir kahvaltı sayesinde bayramda sayıları daha da artan “diet breaker”lara karşı daha dirençli olabilirsiniz.

http://www.ulucayyat.com/teknede-kahvalti

Hem kendinizin hem de tansiyon problemi olan aile büyüklerinizin kahve, çay, yeşil çay, kola gibi içeceklerin miktarlarına dikkat edin. Şeker bayramı zehir olmasın.

http://www.saglikk.com/iftar-ve-sahur-arasinda-3ten-fazla-cay-kahve-izmeyin.html

Tatlı ya da hamur işlerinden yiyecekseniz yemeğin yanında yediğiniz yüksek karbonhidrat içeren ekmek, makarna, pilav gibi besinleri azaltın.

Kalorileri paylaşın. Kaloriler paylaştıkça azalır 🙂

Evinize gelen misafirlere düşük kalorili ikramlar hazırlamak hem kendinizi hem onların sağlığını düşündüğünüzün göstergesidir. Baklava/börek yerine az şekerli sütlü ve meyveli tatlılardan ikram edebilirsiniz.

Yepyeni fit tarifler denemekten de çekinmeyin. Bayram çikolatası yerine yulaf ezmeli hurmalı toplar ikram etmeniz misafirlere güzel bir jest olmaz mıydı?

Eğer bayramı tatilde geçirecekseniz, açık büfe tuzaklarından kendinizi koruyun. Zeytinyağlı sebze yemekleri ve salatalar vazgeçilmeziniz olsun.

Diyetisyen Necla HARMAN

hangi yemekte, nasıl kullanılır?, Yağ nedir? Hangi yağ

Yağ nedir? Hangi yağ, hangi yemekte, nasıl kullanılır?

Evet, başlıkta da sorduğum gibi yağ nedir?

Kararında tükettiğimizde enerji sağlayan, sınırı aştığımızda enerjimizi tüketen ve zararlı hale gelen, çoğu zaman yemeği lezzetlendirme amaçlı kullanılan bir ürün.

Dün bir arkadaşımla telefonda konuşurken aramızda yaşanan diyaloğu olduğu gibi aktarıyorum.

X: Betül, pilav yapayım diyorum ama tereyağı kalmamış. Margarin koysam sıkıntı olur mu?

B: Margarin de olur ama eh, tereyağı bulabilirsen çok daha iyi olur.

X: Bizimkilerde tereyağıyla yapıyor ama margarinle ne farkı var bunun. O da katı, bu da katı ?

İşte tam bu an bir aydınlanma yaşadım ki sormayın gitsin :)Hemen dedim bunu yazmalıyım. Yok tereyağı şöyle maddeler içerir, yok margarin şöyle maddeler içerir demeyeceğim. Benim yetkim o kısım değil. Evet, yağ sağlıklı değil. Ama sağlıksız da değil. Arada bulunan o ince çizgiyi korumak önemli olan. Yağlar arasındaki en büyük fark doymuş-doymamış yağlar üzerine. Yağ konusunu ele alırken önce bunu netleştirmek gerek.

Doymuş yağlar:

Çoğunlukla hayvansal gıdalarda bulunuyor ve az kullanımı fayda sağlamakla birlikte çok kullanımı obezite, kolesterol, kalp hastalıklarına davetiye çıkarıyor. ( Süt, tereyağı, sakatat, et, yumurta vb )

Doymamış yağlar:

Tekli doymamış yağlar; Doymuş yağın aksine kalp rahatsızlıkları, obezite, diyabet vb hastalıkların önlenmesinde fayda sağlıyor. Peki bu yağlar nedir? Avokado, zeytinyağı, ceviz, fındık, susam yağları bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Çoklu doymamış yağlar: Tekli doymamış yağ faydaları dahil depresyona da fayda sağlandığı gözlemlenmiştir. Ayrıca tekli doymamış yağlara ek yağlı balıklarda bu sınıfa girmektedir. ( Somon, sardalya, hamsi, orkinos )

Trans yağlar:

Doymamış yağlara hidrojen eklenmesiyle doymuş yağ gibi işlev görmesi için elde edilen yağlardır. Ürünün raf ömrünü uzatmak için hazırlanır. Bakkal ve market raflarında gördüğümüz çoğu üründe bulunmaktadır. Cips, çikolata, kraker vb. ( Bu kısım üreticinin insafında olduğu için her üründe trans yağ mevcut demek doğru olmaz. )

🙂 🙂 🙂

Peki tereyağı, margarin, zeytinyağı, sıvı yağ nerelerde kullanılırsa daha güzel sonuç alır?

Bunun için bilmemiz gereken konu hangi yağın kaç derecede yandığı. Sonra kendi kendinize çözüm sağlayacaksınız zaten. En çabuk yanan yağ tereyağıdır ve 120-150 derece arasında yanıp kendini belli eder. Arkasından tereyağının kardeşi sade yağ gelir oda 150-180 derece arasında yanıp yine kendini belli eder. Bu kısımdan sonraki yağlar 200 derecenin sonunda yanmaya başlayıp kendini duman ile belli eden yağlar. Mısır özü 210 derece de tamamen yanarken zeytinyağı 205-220 ve ay çiçek yağı 225 derece de yanıp kendini belli ediyor.

Bu kısmı ben nasıl ölçüp hareket edeyim diyebilirsiniz. Bunun için; Kullanacağınız yağı ocağa koyduktan sonra su gibi akışkan hale geldiğinde ısınmaya başlamış demektir. Bu kısımda içine kullanacağınız üründen bir parça atıp kenarlarında bulunan hava kabarcıklarını gördüğünüzde pişirme işlemine başlayabilirsiniz.

https://www.facebook.com/mrtintumon/photos/pcb.10154879528873676/10154879528683676/?type=3&theater

tabi böyle olmamaya da dikkat edin 🙂

Yüksek ısı gerektiren pişirme yöntemlerinde ( Kızartma, ızgara, kavurma vb ) Ayçiçek yağı, zeytinyağı, avokado kullanılabilir.

Orta derecede daha düşük ısı gerektiren besinler için ( Ağır ateş, fırın vb ) Tereyağı veya sade yağ kullanabilirsiniz. ( Sade yağ ise tereyağının kısık ateşte eritilip üzerindeki köpüklerin alınarak. Dibinin tortusu bırakılıp süzülerek elde edilen yağ çeşididir. ) .

Sadeyağ (GHEE BUTTER)

https://www.google.com.tr/search?q=sade+ya%C4%9F&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=0ahUKEwjN-ang97_UAhXFCJoKHaU7CVkQ_AUICigB&biw=1440&bih=745#tbm=isch&q=ghee+&imgrc=3dcGq9s9rKWt5M:

Pişirme gerektirmeyen ürünlerinizde ( Salata, meze vb ) Zeytinyağı öncelikli tercih olmakla birlikte susam yağı, ceviz yağı kullanabilirsiniz.

Yapılacak olan ürün hamur işiyse ( Açma, poğaça, kurabiye vb ) Su oranı düşük yağlar tercih edilmelidir. Bunun içinde tercihiniz tereyağı olmalıdır.

Margarinden hamur işi elde edilmez mi?

Tabi ki yapılabilir. Bunun içinde içeriğinde bulunan yağ miktarının yüzde 70 olması önemlidir. ( Tereyağı için bu oran yüzde 80 civarıdır. Geriye kalan kısmı su ve sütten oluşur. ) Ama unutmayın margarinle yapılan hamur işleri hiç bir zaman tereyağı kadar lezzet ve koku vermez.

Yağların genel havasını öğrendikten sonra yapmamız gereken bize fayda sağlayacak yağlara yönelmek. Unutmayın sağlığınızı koruyacak olan tek kişi sizsiniz!

BETÜL EDEPLİ

bilgioburu, Kahvenin izinden; Türk İslam Eserleri Müzesi

Kahvenin izinden; Türk İslam Eserleri Müzesi

Türk Kültürü’nün en önemli ögelerinden biri olmuş, yeme-içme alışkanlıklarımız arasında dünyada en çok bilinen şeylerden biridir Türk Kahvesi… Fincanının naifliği, içme adabı, yanındaki lokumuyla başlı başına bir ritüeldir… Öyle özeldir ki, kız isteme merasimlerinin en önemli bölümünü oluşturur… Peki Türk Kahvesi’nin serüveni nasıl başladı? Türk İslam Eserleri Müzesi ışığında, merak edenler için ufak bir yazı hazırladık. Merak eden, yolu düşen herkes mutlaka görmeli…

Öncelikle Kahveden bahsedecek olursak yaklaşık 450 yıl öncesinde Yemenden Osmanlı Sarayına getirilmesiyle bu yolculuğa başlanmış. Türk kahvesi yapımında üretiminde ve oluşumunda 1871 senesinde  önderlik ederek bugünlere taşınmasında olanak sağlamış isim ise Kuru kahveci Mehmet Efendi.

Türk İslam Eserleri Müzesinde ise Kahve oluşumundan bugüne kullanılan malzemeleri görmeniz mümkün.

Çok güzel muhafaza edilmiş ve korunmuş bir müze olmakla birlikte giriş ücreti öğrenci için 5 lira müze kartınız varsa şanslısınız tabi ki 🙂

Fotoğraf çekimi ise flashlı flahsız gerçekleşebiliyor..

Pazartesi hariç her gün ziyarete açık.

Müzeye girişiniz gerçekleştiğinde sizleri böyle güzel bir bahçe karşılıyor. Etrafında bulunan odalarda Türk İslam Eserlerine ait olan bir çok eşyayı bulmak mümkün.

Soluklanmanız için banklar bile mevcut daha güzel ne olabilir ki ?

Burada kahve kutularını cezve ve değirmenleri görmeniz mümkün.

Kahve çekirdeklerini özenle saklıyorlar ve kağıt peçete, kağıt, bez vb eşyalarla metal hazne nemlendiğinde nemini çekmesi için kullanıyorlar. Ne kadar ince düşünülmüş değil mi ?

Şimdi mevcut olanların aksine o zamanlar çok öğüteyim yapıp içeyim mantığı yok. Herşey taze ve herşey o an yapılıp tüketiliyor. Tahmin edeceğiniz üzere kahve hazzını üst noktalara çıkaracak altın vuruşu yapıyorlar.

Cezvelerde işlev farkı olmamış o zamandan bu zamana.

 

Burada ise değirmen ve kahve kutularına ek kahve soğutacaklarını görüyoruz.

Kahve Soğutucuları: Fırınlanan kahveyi nemlendirmeden soğutmak ve daha uzun süre muhafaza etmek için kullanılıyormuş. Şimdi ise taze kahve aldığımız yerler öyle mi? Paketle müşteriye ver. Eve gelincede sıcakla çok daha fazla temas eden kahvenin tadında değişim yaşansın. O dönemde bile zevkimize aynı zamanda damak tadımıza düşkün olduğumuz ne kadar belli.

Burada ise diğerlerine ek kahve güğümleri mevcut. Kahveler kavruldu, soğutuldu, pişirildi ve sıra kahve servisine geldi. Yine şimdiki gibi cezveyle yapayım bardağa koyup götüreyim yok. Yalnız iki taşım pişen kahveler hem hava ile temas edip havalansın ilk sıcağını atsın hemde kahve içenlere görsel bir şölen yaşatsın diye güğümlere konup öyle servis ediliyor.

 

Lezzetli son ise kahve fincanları.. Bu fincanlar biraz günümüz fincanlarına benziyor evet. Ama müzede sergisi bulunan fincanlar bunlardı sadece. Gelelim şimdi de kahve içmenin adabına. Pardon. Gelelim Türk kahvesi içme adabına. Servisi gördünüz. Lokum, su ve kahve mevcut. Sırasıyla anlatıyorum dikkatli olun..

Bir yudum sudan alıp kahvenin tam anlamıyla tadını almak için kahveden önce ağız içini temizliyoruz. Peki iyi kahveyi nasıl anlayacağınızı biliyor musunuz? Sıkı durun bir güzellik yapıp onuda anlatıyorum. Boğaz dokuz boğumdur sekizini yut birini söyle demiş atalarımız. Bunun yanında da kahveyi üç boğuma bölmüşler. Birinci yudum tanışma, ikinci yudum alışma ve üçüncü yudum anlaşma. Bir kahvenin iyi olup olmadığını üç minik yudumda anlarsınız. İlk yudumdan Mmm nefis diyenlerin Türk kahvesi severliğine çok inanmamak lazım. Kahveyi sevdiniz ve içtiniz. Sonrasında ne yapacaksınız? Hemen suyu içip sohbeti sonlandıracak mısınız? Yoksa biraz bekleyip kahve tadının bütün hücrelerinize yayılmasına izin mi vereceksiniz? Elbette ikinciyi yapacaksınız. Çünkü ilk eylemi gerçekleştirdiğinizde bunun anlamı kahveyi beğenmedim ve bu tadı hemen temizlemek istiyorumdur. Tıpkı ilk yudumda olduğu gibi. Şimdi lokum nerede kaldı yemedik demeyin ister kahve içilirken lokumu yiyin ister en son yudumla hepsini birlikte atın ağzınıza. Yeter ki bırakın kahve ve sohbet bütün hücrelere tadını ve enerjisini yaysın.

Adres: Yeşil Mahallesi, 1. Yeşil Cd. No:56, 16360 Yıldırım/Bursa

Not: Bunların hepsi Türk İslam eserleri müzesi görevlileri tarafından anlatılanlar. Eksik gördüğünüz bir yer varsa lütfen düzeltin..

Betül EDEPLİ