Genel

Ellerini mi yesek yaptıklarını mı şaşırdığımız varlık; Anneannemin Karadeniz Yemekleri!

Karadeniz, yemekleriyle ve büyüleyici doğasıyla, bir o kadar da mizahi duygusu yüksek insanıyla bilinen bir memleket! Üstelik İstanbul’da da çok fazla rağbet gören mutfaklardan biridir. Hemen hemen her semtte bir Karadeniz lokantası görürsünüz. Muhlama, mıhlama, kuymak ve daha bir sürü farklı şekilde bilinen, bazen küçük farklılıklarla, bazen aslında hepimizin bildiği en klasik usulle yaptığımız kolot peynirli mısır unlu o inanılmaz lezzet için bile gidenler var.

Karadeniz’in sahil şehirlerinden iç kesimlerine kadar yöresel yemeklerde farklılıklar görebilirsiniz. Bunda en büyük etken, coğrafi özellikler, denize yakınlık ve iklim. Muhlamayı kimi yerlerde iyi kavrulmuş mısır unuyla, kimi yerlerde daha az kavrulmuşla, kimi yerlerde yağda tekrar kavurarak, kimi yerlerde hiç kavurmadan yaparlar. Hatta anneannem, köyden mısır unu gelmemişse bizi mutlu etmek için beyaz unla yapardı. Çünkü torunların toplandığı bir sofrada kuymak olmazsa olmazdı! 🙂

Evet, bu yazıda ben aslında sadece anneannemin bize yaptıklarından bahsetmek istiyorum. Çocukken tüm torunlar bir araya geldiğinde, bayramlarda, misafir ağırladığı sofralarda yaptığı şeylerden… Birçok şeyi pişirmeyi ona sorarak öğrendim. Onu izleyerek öğrendim. O yüzden ileride çok daha detaylı yazılar yazacağım ama anneannem hep çok merak edildiği için şimdilik böyle bir şey yazma gereği hissettim. 🙂

Kendimi bildim bileli, anneanneme kalmaya her gidişimizde, sabah mutlaka kalkıp namazını kıldıktan sonra pişi hamurunu yoğurup mayalardı. Yürümekte ve ayakta durmakta zorlandığı için tezgahın önünde bir sandalyeye oturarak yapardı. Sonrasında iyice mayalanan hamuru biz uyanınca hep beraber kızartırdık. Hamur tutması zor bir hamur çünkü oldukça cıvık. Bizim de elimize birer kaşık verip hamurla oynamamıza izin verirdi. Buna ek olarak aynı sofrada kuymak da olmazsa olmazdı.

Bazı yerlerde yumurtalısından bahsederler ama biz asla yapmayız. O çok farklı bir yemek.

Artvin’de muhlama ya da mıhlama değil kuymak deriz. Kuymak kadar çok sevdiğimiz bir de peynir eritmesi vardır. Bunu anneannem yapmaz. Ben halamlarda yemiştim. Özellikle yoğurt yaparken süt kesilirse, hemen bol tereyağının içinde peyniri eritip afiyetle yeriz! Gerçekten en sevdiğim yemeklerden biridir. Buna da minci deriz.

Bizim evin vazgeçilmezlerinden bir diğeriyse silor. Silora Karadeniz, İç anadolu ve Doğu Anadolu’da da rastlıyoruz. Siron, sironi gibi farklı isimlerle. Erişte yaparken daha kalın şeritler kesip rulo şeklinde sararak kuruturuz. Ardından pişireceğimiz zaman sulandırılmış ekşi yoğurtla ıslatıp piştikten sonra da üzerine pulbiberli tereyağı yakarız. Gerçekten inanılmaz olur, hele ki bir gün bekledikten sonra!

 

https://www.instagram.com/p/BS_25Hsge92/?taken-by=selenaykocer

Karalahana da evimizin vazgeçilmezidir. Çorbasını, lapasını ve dolmasını yaparız. Lapasını yarmayla yapıp lahanalar lapa olduktan sonra içine barbunya ekleriz. Çorbaya da eklenir barbunya genelde. Dolmasını da bulgur ve yarmayla yaparız. Özellikle anneannemin yaptığına bayılırım. Anneannem lahanayı haşlarken soğan kullanmaz. Lahanayı suyla ve kemikle beraber haşlar. Ardından yarmasını ya da bulgurunu ekleyip eriyip lapa haline gelene kadar tahta kaşıkla ezerek pişirir. Hala şımarıklık yapmak istediğimde anneannemden ve yengemden isterim. Henüz hiç kırmadılar, her istediğimde kara lahanamı yapıverdiler 🙂

Bizim evde ekşimeyen yoğurt çok lezzetli sayılmaz. İlle ekşi olacak! Anneannem bunun püf noktasının da yoğurt mayalandıktan sonra bir süre daha dışarıda tutmak olduğunu söylüyor. Yoğurt yapmayı da ondan öğrendim.  Zaten her seferinde biraz ekşiyen yoğurt mayası sonunda daima ekşi hale gelecek 🙂

Bayramların vazgeçilmezi burma ve cevizli el açması baklavadır. Anneannem çoook iyi yapar.

Baklavasız, pişisiz, kuymaksız misafir ağırlanmaz.

   

Bakliyat yemeklerini kemikle ya da ilikle pişirmeyi severiz, lahanayı da.

Anneannem  bir de tatlı börek dediği bir şey yapar her zaman. Ya kendi yufka açar ya da aldığı hazır taze yufkayla yapar. Yufkaların arasına bol ceviz serpiştirip üzerine tereyağı gezdirir. Piştikten sonra da önce biraz şerbetler, sonra da bazen toz şeker serpiştirir. Anlatınca çok anlamsız gelen bu tarif, yerken ağzı sulandırır 🙂

Bunlar haricinde bizim mutfağın baş rolünde hep taze fasulye olmuştur. Yazın mutlaka her hafta en az bir kere yenir. Anneannem balkonunda kinzi yetiştirir. Özellikle taze fasulyeye mutlaka koyar. Kinzi nedir diye merak edenlere söyleyeyim, KİŞNİŞ! Bizim orada kişniş en sevilen baharattır. Ama asla kurusunu bilmezler. Hep tazesini kullanırız ve kişniş derseniz kimse anlamaz. Ben de kinzinin kişniş olduğunu çook seneler sonra öğrendim. 🙂

Anneannemin helvasını yazıverdim bu ay dergiye… Çok mutluydu hem çekim sürecinde, hem dergiyi gördüğünde.

Dünya güzeli, biricik şefkatli anneanneme nasıl teşekkür etsem, tüm ülkeyi onun fotoğrafıyla donatsam yine az 🙂 Çok seviyoruz, daha çok pişirsin doymadan yiyelim istiyoruz!

Selenay Kübra KOÇER

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s